CUMANIZI TEBRİK EDERİZ.

Günün Hadisi: 740

İbni Abbas Hazretleri buyuruyorlar:
"Fahr-i âlem Efendimiz bir adama bir nâme verip Bah­reyn büyüğüne teslim etmesini emretdi. Bahreyn büyüğü de nâmeyi derhal Kisrâ'ya îsâl etdi. Kisrâ nâmeyi okuyunca yırtdı, parçaladı. Resûl-i Ekrem de "parçalansınlar.." diye inkisar ederek duâ etdiler."
Eytâlib!
O günkü Kisrâ, Husrev-i Perviz idi. Husrev-i Perviz, Resûl-i Ekrem'in nâmesini parçaladıkdan sonra Yemen vâlisi Bâzan'a mektub yazdı, şöyle emrediyordu:
"Hicaz'dan türeyen şu adamın yanına iki kuvvetli kimse gönder, ondan bana haber getirsinler."
Husrev bu yazısında, Mâhbûbül Efendimize suikasdi işâret ediyordu. Bâzan, iki kişi ile mektubu Fahr-i âleme gönderdi, elçiler, mektubu Resûlüllah'a vermişlerdi, kendileri de tir tir titriyorlardı. Cenâb-ı Peygamber, elçileri İslâm'a da'vet etdi.
"Efendinize yazınız: Benim Rabbim, onun Rabbi Kisrâ'yı bu gecenin yedinci saatinde katletdirmişdir."
Filhakika Husrev-i Perviz, o gece oğlu tarafından öldürülmüşdür.

Diğer bir rivâyetde: Husrev-i Perviz, Bâzan'a: "İşitdiğime göre Kureyş'den biri, peygamberim iddiasında bulunuyormuş, kendin git, eğer bu da'vâsından vazgeçmezse başını ba­na gönder" diye yazmış. Yemen vâlisi Bâzan, Kisrâ'nın mek­tubunu huzûr-ı risâlet-penâhîye göndermiş, İmâmül Enbiyâ Efendimiz de cevâben:" Allahü Teâlâ Hazretleri Kisrâ'yı filân ayın filân gününde katledeceğini va'd etdi." diye yazmışlar. Bâzan, nâme-i şerîfi alınca:
"Bekleyelim, eğer peygamber ise bu zâtın dediği çıkar. Çıkarsa biz de îman ederiz" demiş, beklemeyi tercih etmiş ve öyle de olmuşdur.