Günün Hadisi: 781
Ebû Hüreyre Hazretlerinden rivâyeten:
Şöyle buyuruyorlar:
"Fahr-i âlem (sallâllahü aleyhi ve sellem) namaza başladıklarında iftitah takbîri ile kırâet arasında azıcık sükût buyururlardı. Kendilerine:
"Yâ Resûlâllah! Annem, babam size fedâ olsun, iftitah tekbîrini aldıktan sonra kırâet ile arasındaki sükûtunuz nedir?" dedim, cevaben buyurdular ki:
"Allahım! Beni günahlarımdan Meşrık ile Mağrib arasını
açdığın kadar uzak tut...
Yâ Rabbi!
Beyaz kumaş kirden nasıl temizlenirse beni de günahlardan öylece temizle...
Allahım!
Günahlarımı su ile, kar ile, dolu ile tertemiz yıka..." derim buyurdular.
Dikkat edilerse emr-i Peygamberîde ne büyük zerâfet gizlenmiştir:
Meşrık ile Mağrib birbirlerine kat'iyyen yaklaşmayan iki zıt cihetdir. Burada böyle buyurmaları: Benimle günahlarım arasında da bir zıddiyet nisbeti bulunsun da günah işlememe hiç fırsat verme, demek olur.
Kir ve pas ise beyaz kumaşda daha ziyade belli olur. Burada da Resûl-i Zîşan, günahlardan arınmayı, beyaz kumaşın
arınmasına teşbih buyurmaları ile; günahlardan hiç bir iz bırakılmamasını niyâz ediyorlar.
Su ile, kar ile, dolu ile günahlarının temizlenmesini niyâz etmeleri ise: Günah, ma'nen murdar ateş demekdir. Günah insanın vicdanını yakar... Günahlarımı su ile temizle ve söndür. İş bu kadarla da kalmasın da, el değmemiş, kullanılmamış pek soğuk olan kar ile de yıkansın, o kir ziyâde mahvolsun. Dolu ile de temizlensin de büsbütün kir izi kalksın ma'nâları kasd buyurulmuşdur.